"KABUL" ERDEMİ VE AKIŞTA OLMAK



 
                                                 

Bugün hayatımıza neleri alıp kabul etseydik, gerçek neşeyi, kolaylığı, bolluk, bereket ve ihtişamı deneyimleyebilirdik?


Bu basit ve içten soruyu iç sesinize kulak vererek cevaplamaya çalışsanız, dönüştürücü etkisini tahmin bile edemezsiniz. Alıp kabul etmeye gönüllü olmadığımız her enerji, gerçekliğimizde kısıtlamalara yol açar. Peki, herhangi bir yargıda bulunmadan — iyi-kötü, güzel-çirkin, doğru-yanlış demeden — her şeyi alıp kabul etmeye gönüllü olsaydık, hayatımız ve dünyamız nasıl değişirdi?

Kişisel gelişimle ilgilenmeye başladığım ilk yıllarda, okuduğum ve öğrendiğim her tekniğe büyük bir şüpheyle yaklaştığımı hatırlıyorum. Bu, aslında içimdeki sabotajcı yanımdı; o yıllarda bunun farkında değildim. Şüpheci, sorgulayıcı ve ürkek yanımla, herkesten daha çok bildiğimi sanırdım.
Yıllar geçip de sayısız eğitim ve deneyimle değişimlerin başladığını gördüğümde, içimde bir ses şöyle dedi:
“Yıllarca hep kuşku duydun, sorguladın ama ne zaman kontrolü bırakıp kabule geçtin, olayları akışına bıraktın ve dışarıdan bir seyirci gibi izlemeyi öğrendin, hayatında dönüşümün kapıları aralandı. Peki, mucize nedir?”

İşte bu sihirli bir soruydu...

“Eğer yaşadığım hiçbir şey kaderim değil, sadece seçimlerimin ve bakış açılarımın sonucuysa; seçimlerimi ve hayata bakışımı değiştirdiğimde hayatımda ne değişir?”

Bu soruyu ilk kez sorduğumda, gerçekliğim değişmeye başladı.

Çoğu zaman keyifli, eğlenceli ve tatmin edici oldu. Zorluklar, imtihanlar da yaşadım ama hep bir yolunu buldum. Çünkü bilgi ve tekniklerle dolu bir “alet çantam” vardı.

Bugün, hayatımın bu olgunluk döneminde, danışanlarıma kilitli kapılarını gösteriyorum. Onlar ise bu rehberlikle kendi içlerindeki gücü keşfedip, hayallerindeki hayatın ihtişamlı kapısından geçerek yollarına devam ediyorlar.

Yolculuklarının heyecanla ve keyifle sürdüğünü duyduğumda hissettiğim mutluluk tarifsiz.

Peki, bu “anahtar” nedir?

Ve şu soruyu da sormak gerekir:
“Hayatıma neleri alıp kabul etmeye gönüllü değilim?”

Bunlar; hastalık, parasızlık, sevilmeme, yalnızlık, reddedilme, başarısızlık korkusu gibi birçok şey olabilir.

Ben uzun uzun bu maddelere baktım, sonra her birinin karşısına tam tersini yazdım.

Cevap oradaydı.

Mesela:

  • Hastalanma düşüncesini reddettiğim her an, aslında sağlıklı ve dinç bir bedene sahip olmayı da kabul etmiyordum.

  • Parasızlığı kabul etmediğim her an, bolluk ve berekete kapımı kapatıyordum.

  • Sevgisizliği reddettiğim her an, koşulsuz sevgiyi almayı ve vermeyi engelliyordum.

Bu farkındalık beni derinden etkiledi.

“Her şey, göründüğünün tersidir ama aynı zamanda hiçbir şey göründüğünün tersi değildir.”

İşte bu ikiliğin içinde hayat var.

  1. Hastalanmak ile ilgili:
    Sağlıklı, dinç bir bedene sahip olmaya dair alıp kabul etmeye gönüllü olmadığım her şey, yaratımımı engelliyor.

  2. Parasızlık ile ilgili:
    Sonsuz bolluk ve berekete kapıyı açmaya gönüllü olmadığım her an, gerçekliğimi sınırlandırıyor.

  3. Sevilmemek ile ilgili:
    Koşulsuz sevgiyi hissetmeye ve vermeye izin vermediğim her an, kalbimi kapatıyorum.

Ben bu döngüyü bozmak için niyet ettim ve söyledim:
“Artık bu kısıtlamaları yıkıyorum ve yaratımımı engellemeyi bırakıyorum.”

Öğrendim ki:

Her şey, alıp kabul etmeye ne kadar gönüllü olduğumuzla alakalı.
Her şeyi ve hiçbir şeyi deneyimlemeye ne kadar açık olduğumuzla ilgili.
Her şey bir “dualitenin” içinde var oluyor.

Mevlana’nın dediği gibi:

“Uçmak için bir değil, iki kanadınız olsun; Allah sizi zıtlıklar vasıtasıyla eğitir.”

Ya siz?

Hayatınıza daha fazla neşe, kolaylık ve ihtişam kabul etmeye ne kadar gönüllüsünüz?

Böyle düşünerek ve yaşayarak nasıl bir dünya yaratırdınız?

Siz de bilinçaltınız ve inanç kalıplarınızla çalışarak kendi döngülerinizi kırabilirsiniz.

Kendinizi keşfederek anahtarınızı bulduğunuzda, kilitli kapılarınız bir bir açılacak…


                           

                                                                                         

 



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BİLGECE...

HOŞGELDİNİZ 💫

NE GÜZEL ŞEY KENDİNİ ÇÖZÜMLEYEBİLMEK...

ÇEKİM YASASI NEDİR?

"KARMA"' OLGUSU...